Bütün Ehl-i Sünnet tarikat Pirlerine ve mensuplarına saygı ve sevgisi olan, Kur'ân ve Sünnet'e sımsıkı bağlanmaya azmetmiş, elest bezminde verdiğimiz sözü unutmayan Müslümanlarız Salmanı Farisi r. a - Menzil Nakşibendi Tarikatı - Tasavvuf sohbetleri Salman ı Farisi, salmanı Farisi hayatı, hikayesi

Naksibendi.com.tr

Naksibendi.com.tr

İstatistikler
Toplam: 3722604
Aktif: 19
Bugün: 625
Dün: 985
E-Mail Bülteni
Ad, Soyad:
E-Mail:
    
Naksibendi.com.tr

Salmanı Farisi r. a

SELMAN-I FARİS (R.A)NIN İBRETLİ HAYATI VE EHL-İ BEYT OLUŞU

Selman (r.a)'ın Müslüman olmadan önceki ismi, Mabah b. Buzahşan'dır. Müslüman olduktan sonra Selman ismini almıştır. Künyesi Ebu Abdullah'tır. Ona nesebi sorulduğu zaman; "Ben; Selman b. İslam'ım" demiştir. [230]

Selman (r.a)'ın babası Mecusiliğe aşırı bağlı olan bir köy ağası (Dikhan) olup büyük bir çiftliğe sahipti. Onun evinde bir ateşgede vardı ve onda ateşin sönmeden sürekli yanmasını sağlama işiyle Selman (r.a) ilgileniyordu. Babasının ona karşı olan sevgisi çok aşırıydı. Bu yüzden onu, kendisine bir zarar gelmesin diye eve kapatmıştı.

Bu arada Selman (r.a), Mecusiliğin gerçek bir din olup olamayacağı hakkında düşünmeye başladı. Ancak o kendi deyimiyle, bir köle gibi eve hapsedildiğinden, dışarıdaki olaylardan pek haberdar değildi ve bu yüzden Mecusiliği diğer dinlerle karşılaştırma imkânından yoksun bulunmaktaydı. Bir ara babası, işleri yoğunlaşınca onu tarlalardan birisine bakması için göndermek zorunda kaldı. 

Selman (r.a), bir kilisenin yanından geçerken, içerde ibadet edenlerin durumu dikkatini çekti ve içeri girerek onları izlemeye başladı. O, evde hapsedilmiş olduğu için bu insanların dini hakkında hiç bir bilgiye sahip değildi. Selman (r.a) tarlaya gitmekten vazgeçerek, büyük bir merak içerisinde, akşama kadar orada kalmış ve bu dinin Mecusilikten daha hayırlı olduğu kanaatine vararak, onlara bu dinin kaynağının nerede olduğunu sormuştu. Onunla ilgilenen Hıristiyanlar, dinleri hakkında onu bilgilendirmişler ve bu dinlerinin kaynağının Suriye’de olduğunu söylemişlerdi. Selman (r.a), eve dönmekte gecikince babası endişelenmiş ve onu bulmak için adamlar göndermişti. Eve dönen Selman (r.a), başından geçen olayı babasına anlattı. Babası ise ona, gördüğü dinde hiç bir hayrın bulunmadığını ve atalarının dininin, karşılaştığı dinden daha iyi ve üstün olduğunu söyledi. Selman (r.a) babasına karşı çıkarak, Hıristiyanlığın kendi dinlerinden üstün olduğu konusunda onunla tartışmaya başladı. Babası, onun bu durumundan telaşlandı ve ayaklarından bağlayarak onu hapsetti. Selman (r.a), kilisedeki Hıristiyanlarla irtibat kurarak, Suriye tarafına gidecek bir kervan hazır olduğu zaman, kendisine haber vermelerini istedi. Böyle bir kervan hazır olduğu zaman, kendisine verilen haber üzerine evden kaçtı ve bu kervana katılarak Suriye’ye gitti. Burada bir rahibin hizmetine girdi.

Yanında kaldığı rahibin ölümü yaklaştığı zaman ondan da kime tabi olacağı konusunda vasiyette bulunmasını istedi. Bu kimse ona, yeryüzünde tabi olunabilecek bir kimsenin var olduğunu bilmediğini söyledi ve şöyle ekledi: "Ancak bir peygamberin gelmesi yakındır. O, İbrâhim'in dini üzere gönderilecek ve kavminin arasından hicret edip, içinde hurma bahçeleri olan iki harra arasındaki bir yere gidecektir. Onun peygamber olduğunu belirten alâmetleri vardır: O, hediye edilen şeyleri yer, sadaka olarak hiçbir şeyi kabul etmez. İki omuzu arasında da nübüvvet mührü bulunmaktadır. Görünce onu tanırsın. O ülkeye gidip ona katılmayı başarabileceğine inanıyorsan bunu yap." [231]

Kelb kabilesinden bir tüccarla karşılaştı. Ondan, ülkesi hakkında bilgi aldı ve bahsedilen nebinin bu bölgedeki bir yerden çıkması gerektiğine kanaat getirerek, kendisini bir ücret karşılığında birlikte götürmesini istedi. Selman (r.a)'ın teklifini kabul eden Kelbli Arap onu yanına alarak Hicaz'a doğru yola çıktı. Ancak, Vadil-Kura'ya geldiklerinde bu kimse Selman (r.a)'a ihanet etti ve onu köle olarak bir Yahudi’ye sattı. Vadil-Kura'da hurmalıkları gören Selman (r.a), kalbi mutmain olmamakla birlikte, Ammuriye'deki rahibin kendisine tarif ettiği yerin burası olmasını arzuluyordu.

Selman (r.a), biriktirmiş olduğu bir miktar yiyeceği alarak, Kuba'da bulunmakta olan Resûlullah (s.a.v)'in yanına gitti ve ona; "Senin salih bir kimse olduğunu duydum. Yanınızda ihtiyaç sahibi olan arkadaşlarınız var. Sizin halinizi duyduğum zaman, bunları size vermemin daha iyi olacağını düşündüm" dedi ve getirdiklerini Resûlullah (s.a.v)'in yanına koydu. Resûlullah (s.a.v), ashabına;

"Yiyin" dedi. Ancak kendisi bunlardan yemedi. Selman (r.a), sadaka kabul etmediğini gördüğü zaman kendi kendine; "Bu alametlerin biridir" dedi. Daha sonra Resûlullah (s.a.v) Medine'ye geçti. Selmân (r.a) tekrar bir şeyler hazırlayarak Resûlullah (s.a.v)'in yanına gitti ve getirdiklerinin sadaka olmadığını, sadece kendisine hediye olarak vermek istediğini söyledi. Onun sahabeleriyle birlikte bunlardan yediğini görünce ikinci alametin de onda var olduğuna kani oldu. Bir zaman sonra Selman (r.a) tekrar Resûlullah (s.a.v)'in yanına gitti. Resûlullah (s.a.v) ashabıyla birlikte oturmaktaydı. O, onlara selam verdikten sonra, Resûlullah (s.a.v)'in etrafında dolaşmaya başladı. Onun, bildiği bir şeyi araştırdığını anlayan Resûlullah (s.a.v) ridasını kaldırdı. Selman (r.a), Resûlullah (s.a.v)'in sırtındaki mührü gördüğü zaman Ammuriye'deki rahibin kendisine bahsettiği mührün aynısı olduğunu anladı ve onu öperek ağlamaya başladı. Resûlullah (s.a.v) onu yanına oturtarak hâlini sordu. Selman (r.a), oraya ulaşıncaya kadar başından geçen olayları anlattığı zaman, Resûlullah (s.a.v) ve orada bulunan sahabeler bunu hayretler içerisinde dinlemişlerdi. [232]

 Selman (r.a), Resûlullah (s.a.v)'e geldiği zaman Arapçayı meramını anlatacak ölçüde bilmiyordu. Onunla Farsçayı bilen bir tercüman aracılığıyla konuşmuş olduğu rivayet edilmektedir.[233]

Selman (r.a), Hicret'in beşinci yılına kadar köle olarak yaşamıştır. Bundan dolayı o, Hendek savaşından önceki gazalara iştirak edemedi. Uhud savaşı öncesinde Resûlullah (s.a.v) ona, efendisiyle mükâtebede bulunmasını söyledi. Selman (r.a), bunun üzerine efendisine giderek onunla, üç yüz hurma fidanı temin edip dikmek ve kırk ukıye (1600 yüz dirhem) altın vermek şartıyla anlaştı. Bunun üzerine Resûlullah (s.a.v), Sahabelere: "Kardeşinize yardım edin" dedi. Sahabeler güçleri miktarınca fidan temin ederek üç yüz tane fidanı ona verdiler. Resûlullah (s.a.v), ona: "Selman, git çukurlarını kaz. Dikmeye sıra geldiği zaman onları sen dikme, bana haber ver. Onları kendi ellerimle yerlerine koyayım" dedi. Selman (r.a), çukurların kazılma işini Sahabelerin yardımıyla bitirdi. Resûlullah (s.a.v), bahçeye giderek bütün fidanları yerine koydu. Bu fidanlardan hiç bir tanesi kurumamıştı. Daha sonra, Resûlullah (s.a.v) Selman (r.a)'ı yanına çağırarak, efendisine ödemesi gereken kırk ukıye altını ödemesi için ona yumurta büyüklüğünde bir altın külçesi verdi. Selman (r.a): "Bu benim ödemem gereken miktarı nasıl karşılar ya Rasulallah?" demekten kendini alamadı. Resûlullah (s.a.v) ona ”Ey Selman! Allah onunla senin borcunu karşılayacaktır" dedi. Selman (r.a) şöyle demektedir: "Nefsim elinde olan Allah'a yemin ederim ki, onunla kırk ukiyelik ödemem gereken miktarı ödedim". Artık böylece Selman (r.a) hürriyetine kavuşmuş oluyordu. [234]

Selman (r.a)'ın katıldığı ilk savaş Hendek savaşıdır. Müşrikler, müttefiklerle birlikte oluşturdukları on bin kişilik bir orduyla birlikte Medine'ye doğru harekete geçtikleri zaman, Resûlullah (s.a.V), şehir içinde kalarak bir savunma savaşı vermeyi kararlaştırmıştı. Ancak, Medine'nin çevresinde düşmanın şehre girişini engelleyecek her hangi bir sur yoktu. Bu durum şehrin savunulmasını oldukça güçleştiriyordu. Yapılan istişareler esnasında Selman (r.a), Resûlullah (s.a.v)'e, "Ey Allah'ın Resûlü! Biz İran’da muhasara edildiğimiz zaman şehrin etrafında bir hendek kazarak kendimizi savunurduk" deyip hücuma açık bölgede bir hendek kazılması görüşünü ileri sürmüştü. [235] Bu görüş Resûlullah (s.a.v) tarafından uygun bulunmuş ve derhal hendeğin kazılması için faaliyete geçilmişti. Selman (r.a), kuvvetli bir kimseydi ve kazı işinde oldukça verimli çalışmaktaydı. Ensar grubu, Selman (r.a)'ı sahiplenerek, "Selman bizdendir" dediler. Bunun üzerine muhacirler; "Hayır Selman bizdendir" demeye başladılar. Bunu duyan Resûlullah (s.a.v); "Selman bizdendir. O ehl-i beytimdendir" diyerek onu ehl-i beytine dâhil etmiştir. [236]

İşte Selman-ı Farisi (r.a) sadakati ve Allah Resulüne olan muhabbeti sayesinde ehl-i beyti olmuştur. Bu anlayış hâlâ devam etmektedir. Zira Allah Resulünün izinden yürüyen evliyaullah da aynı çizgide yürümeyi şiar edinmişler, kendilerine bağlı, sadakat sahibi olanları ehillerine katmışlardır.

İmam-ı Rabbani (k.s)’nin ehl-i beyti  hakkında: “Bereketleri çok olan kıymetli Seyyidler, din ve dünyâ efendisi (s.a.v)in zerrelerini taşıdıkları için, kırık kalem ve kısa dil ile hâllerini bildirmekten ve kendilerini övebilmekten çok yüksektirler. Ancak, saadete kavuşmağa sebep olacağını düşünerek bu işe kalkışılabilir. Belki de onları ağzına almakla şereflenmeyi ve onlara karşı sevgi beslemek emrini yerine getirmek için bu büyük işe kalkışılır. Yâ Rabbî! Peygamberlerin efendisi (s.a.v) hürmeti için o sevgilileri, bizim de sevmemizi nasip eyle!” [237]

 

[230]-İbn Sa'd,Tabakâtül Kübra,IV,75;İbnul-Esir,Üsdül-Ğabe,II,417;İbn Hacer el-Askalani,rel-İsâbe,ll,62

[231]-Ahmed b. Hanbel, V, 442-443; İbn Sa'd, IV, 77-78; İbnul-Esîr, Üsdül-Ğâbe, II, 417-418

[232]-İbn İshak,es-Sîre,66;Ahmed b. Hanbel,V,442-443;İbn Sa'd,IV,77-79;İbnul-Esîr,Üsdül-Ğabe,II,418-419;

     Muhammed b. Hasan ed-Diyarbekrî,Tarihul-Hamis,I,351-352;Ahmed b. Hafız el-Hakemî,el-Kısasul-

      İslâmiye,I,187-189

[233]-Diyarbekrî,Tarihul-Hamis,I,352

[234]-Ahmed b. Hanbel, V, 443-444; İbn Sa'd,IV, 79-80; Diyarbekri, I, 468; İbnül-Esîr, Üsdü'l-Ğabe, II, 419;

    Onun azad edilmesi hakkında değişik rivayetler için bk. Diyarbekrî, Tarihul-Hamis.I,469

[235]-Taberi, Tarih,II,566

[236]-Taberi, Tarih,II,566;İbn Sa'd.IV,83

[237]-İmam Rabbani, Mektubat-ı Rabbani,56.Mektup

Mevlid kandili ...
Hz. Muhammed’in (s.a.v.) doğum günü (Mevlid Kandili) D...
Hazırlama tarihi: 12 / 10 / 2021

Kul Hakkını Allah Kabul Eder mi? ...
Kur'ân'ın açık ifadesine göre Allah, dilerse bütün g...
Hazırlama tarihi: 04 / 10 / 2021

Kasri Arifan (tepeören) ...
10.10.2021 Tarihine Kadar Gavsi Sani K. S (menzil Şeyhi) Öglen Namazı ve ik...
Hazırlama tarihi: 13 / 09 / 2021

Hz Mehdi Alametleri...
Ahirzamanda, kıyâmetin kopmasına çok az bir zaman kala Allah-u Te&a...
Hazırlama tarihi: 25 / 03 / 2021

Şeyh Seyyid Gavsı Sani ElHüseyni...
Menzil Şeyhi Gavsı Sani Sultan Seyyid Abdulbaki El-Hüseyni 02.05....
Hazırlama tarihi: 27 / 02 / 2021

Şeyh Seyyid Muhammed Raşid ElHüse...
Şeyh Seyyid Muhammed Raşid El-Hüseyni  (1930 – 1993)  Abağ...
Hazırlama tarihi: 27 / 02 / 2021

Şeyh Seyyid Abdülhakim ElHüseyni...
Şeyh Seyyid Abdülhekim El-Hüseyni Gavs-I Azam (KS) (1902 – 1972)...
Hazırlama tarihi: 27 / 02 / 2021

Şeyh Ahmed El Haznevi...
Şeyh ahmed El-Haznevi (KS) (? – 1949)  Son devirde Suriye’de y...
Hazırlama tarihi: 27 / 02 / 2021

Şeyh Muhammed Diyauddin...
Şeyh Muhammed Diyauddin (KS) (1859 – 1923)  Seydayi Tahi’nin o...
Hazırlama tarihi: 27 / 02 / 2021

Şeyh Fethullah Verkanisi ...
Şeyh Fethullah Verkanisi (KS) (? – 1899)  On dokuzuncu yüzyıl...
Hazırlama tarihi: 27 / 02 / 2021

Şeyh Abdurrahmani Tahi...
Şeyh abdurrahmani Tahi (KS) (1831 – 1886) On dokuzuncu yüzyılın b&uu...
Hazırlama tarihi: 27 / 02 / 2021

Seyyid Sibgatullah Arvasi...
Seyyid Sıbğatullah arvasi Gavs-I Hizani (KS) (? – 1870)  Osmanl...
Hazırlama tarihi: 27 / 02 / 2021

Şeyh Seyyid Taha ...
Seyyid Taha Hakkari (KS) (? – 1853) Seyyid Taha-yı Hakkari ha...
Hazırlama tarihi: 27 / 02 / 2021

Seyyid Abdullah Hakkari ...
Şeyh Seyyid Abdullah Hakkari (K.S) [ Hakkâri’de Bir Allah D...
Hazırlama tarihi: 27 / 02 / 2021

Şeyh Mevlana Halid Bağdadi...
Şeyh Mevlana Halid-I Bağdadi (KS) (1770-1827)  Mevlana Halid-i Bağda...
Hazırlama tarihi: 27 / 02 / 2021

Şeyh Abdulhalık Gücdevani ...
Şeyh abdülhalık-I Gücdevani (KS) ( ? – 1220)   ...
Hazırlama tarihi: 26 / 02 / 2021

Şeyh Ahmed Faruki imam Rabbani (1...
Şeyh ahmedi Faruki imam-I Rabbani (KS) (1563 – 1624)   &nbs...
Hazırlama tarihi: 26 / 02 / 2021

Şah ı Nakşibendi (1318-1389)...
Şah ı Nakşibendi Hz. (K.S.) (1318-1389)     Evliyanın b&uum...
Hazırlama tarihi: 26 / 02 / 2021

Bir tarikatın iki yüzü...
Sevgili okurlarımız Yüz yıllardır islama ve müslümanlara hakaret...
Hazırlama tarihi: 25 / 02 / 2021

Ehlibeyt...
işte bu, Allah’ın, inanıp salih ameller işleyen kullarına müjdelediği...
Hazırlama tarihi: 25 / 02 / 2021

Önceki Konular

Önceki: Ehlibeyt islama hizmet
Naksibendi.com.tr

MENZİL ALTIN SiLSiLE
Naksibendi.com.tr

Naksibendi.com.tr

Naksibendi.com.tr

Site İçi Arama
Sepet
Sepetiniz boş.
Üye İşlemleri
Kullanıcı adı
Şifre
Paylaş
Facebook  Twitter  Stumbleupon  Delicious  Google

İçerik Rss - İçerikler Rss - Gizlilik Politikası