Bütün Ehl-i Sünnet tarikat Pirlerine ve mensuplarına saygı ve sevgisi olan, Kur'ân ve Sünnet'e sımsıkı bağlanmaya azmetmiş, elest bezminde verdiğimiz sözü unutmayan Müslümanlarız Şeyh Fethullah Verkanisi - Menzil Nakşibendi Tarikatı - Tasavvuf sohbetleri Şeyh Fethullah Verkanisi

Naksibendi.com.tr

Naksibendi.com.tr

İstatistikler
Toplam: 3632931
Aktif: 13
Bugün: 725
Dün: 932
E-Mail Bülteni
Ad, Soyad:
E-Mail:
    
Naksibendi.com.tr

Şeyh Fethullah Verkanisi

Şeyh Fethullah Verkanisi (KS) (? – 1899) 


On dokuzuncu yüzyılda anadolu’da yetişen evliyadan. İsmi, Fethullah’tır. Verkanisî diye de meşhur olmuştur. Babası Şeyh Mûsael- Mardinî’dir. Siirt’in Minar nahiyesine bağlı Verkanis köyünde doğdu. Doğum tarihi bilinmemektedir. 1899(H. 1317) senesinde Bitlis’te vefatetti. Kabri Bitlis vilayet merkezindeki türbesindedir.Fethullah- ı Verkanisî, medreseye giderek zamanın usûlüne göre ilim tahsîl etti. İlimde yükseldikten sonra” Seyda” ve”Üstad- ı azam” isimleriyle meşhur olan, Nakşibendiyye yolu büyüklerinden, büyük velî abdurrahman Tahî( Tagî) hazretlerinin sohbetlerine devam etti. Ona talebe olup ilim meclislerinden ve sohbetlerinden istifade etti.

Uzun seneler hizmetinde bulunup tasavvuf yolunda ilerledi. Kardeşi Şehmuz ise,Fethullah- ı Verkanisî’nin aksine dünyaya yöneldi. O da dünya yönünden ilerledi. O kadar zengin oldu ki, birçok şehirlerde onun mağazasını bulmak mümkündü. Fakat zengin olmasına rağmen kıtlık yıllarında açlık ve sefillik içinde öldü. Hatta kefen alacak para bulamadıkları için yorganının yüzünü söküp ona kefen yaptılar. Bugün için ismi kayboldu. Hiç kimse Şehmuz diye birisinin yaşamış olup olmadığını bilmemektedir. KardeşiŞehmuz’un vefasız olan dünyaya bel bağladığından akıbeti perişan olurken;Fethullah- ı Verkanisî ise rıza- i ilahiyi aradı ve allahü teala ona maddî ve manevî nîmetler ihsan etti. Evliyalık yolunda ilerleyip Nakşibendiyye yolu ileri gelenleri arasında yer aldı. İlimde ve tasavvufta yüksek derecelere ulaşması sebebiyle hocası abdurrahman Tahî hazretleri ona talebe yetiştirmek ve insanlara İslamiyetin emir ve yasaklarını anlatmak husûsunda icazet, diploma verdi. abdurrahman Tahî, oğlu Muhammed ZiyaüddînNurşînî’yiyetiştirmek üzere ona teslim ettiği gibi ayrıca, kızı Tayyibe Hatunla da evlendirdi. Hocasının izni ve emri üzerine insanlara İslamiyetin emir ve yasaklarını anlatmak üzere köy köy dolaşanFethullah- ı Verkanisî bir taraftan da talebe yetiştiriyordu.

Hatta kışın karda kızağına binip köylere irşad için giderken MuhammedZiyaüddîn- i Nurşînî’ye kendi kızağını çekmesini emretti. Onun hocasının oğluna böyle muamele etmesine, abdurrahman Tahî’nin diğer talebeleri îtiraz ettiler.” MuhammedZiyaüddîn, şeyhinin oğludur, onun için hatırını hoş tutması, onu incitmemesi, ona hürmet etmesi lazım olduğu halde, nasıl olur da o kızağa binip keyif sürerken şeyhinin oğlu zahmet ve meşakkatla kızağını çekiyor.” dediler. Onların bu îtirazlarınaFethullah- ı Verkanisî;” Üstadım Seyda( abdurrahman Tahî) oğlunu bana teslim etti ve ben de böyle hareket etmeyi uygun görüyorum. Yok eğer size teslim etmişse bildiğiniz gibi hareket etmekte serbestsiniz.” şeklinde cevap verdi. ŞeyhFethullah- ı Verkanisî, Şeyhinin oğluna hürmet etmesi, önünden kalkıp arkası sıra gitmesi gerektiğini biliyordu. Fakat hocasının oğlunun kendisine hizmet edip manevî derece kazanması için böyle yapıyordu. İlim ve fazîlette yüksek derece sahibi bir velî olanFethullah- ı Verkanisî, hocasının oğlundan başka pekçok talebe de yetiştirdi. Bitlis vilayetine bağlı Mutki ilçesinin Ûhin( Yukarıkoyunlu) köyünde bulunan kendi oğlualaüddîn- i Uhinî de en önde gelen talebelerinden ve halîfelerindendir.

Fethullah- ı Verkanisî’nin hocası abdurrahman Tagî, vefat ederken onu yerine halîfe tayin etti. abdurrahman Tagî vefat edeceği zaman oğlu Muhammed Ziyaüddîn’in üzüntülü ve ağlamakta olduğunu görüp sebebini sordu. Oğlu MuhammedZiyaüddîn- i Nurşînî;” Efendim! İnsanın babası büyük tüccar olur da onun mîrasından istifade edemezse ondan daha acı şey olur mu, diye üzülüp ağlıyorum.” diye cevap verdi. abdurrahman Tagî hazretleri;” Doğru söylüyorsun ama, ben seni başkalarının oğlundan ayırt etmedim. Başkasının oğlu yanımda nasıl idiyse, sen de aynı durumdaydın. aranızda fark gözetip sana özel muamele yapmadım. Diğerlerinden ayırmadım. Fakat Şeyh Fethullah seni başkalarından ayıracak.” buyurdu. Şeyh Fethullah- ı Verkanisî hocasının bu işaretini emir kabûl edip, Muhammed Ziyaüddîn Nurşînî’ye özel îtina gösterdi. Onu; evliyalık yolunda yükseltip,bir- iki sene içinde irşad ile yani insanlara İslamiyetin emir ve yasaklarını anlatıp, onların dünya ve ahirette saadete, kurtuluşa ermeleri için çalışmakla vazîfelendirdi. Onu huzûruna çağırıp;” artık sen yetiştin. Buyur babanın makamına geç ve irşada başla.” diyerek irşad makamına oturttu. Hocasının sağlığında ve vefatından sonra yirmi dört sene insanlara İslamiyeti anlatan Muhammed Ziyaüddîn- i Nurşînî, Birinci Cihan Savaşı sırasında talebeleriyle ve sevenleriyle birlikte Rus veErmenilerle savaştı.

Kardeşi Muhammed Saîd, Muhammed Eşref ve birçok talebeleri şehîd oldular. Kendisi de bir merminin isabeti sonunda bir kolunu kaybetti. Din, vatan ve milletine yaptığı hizmetleriyle zamanının alimleri ve devlet adamlarının sevgilerinekavuştu. Tasavvuf yolunda babasına ve hocasıFethullah- ı Verkanisî’ye layık bir zat oldu. ŞeyhFethullah- ı Verkanisî talebelerine ve sevenlerine bir sohbeti sırasında;” akıllı kimsenin, mümkün olduğu kadar, dünyadan yüz çevirmesi lazımdır.” buyurdu. Fethullah- ı Verkanisî hazretleri uzun bir ömür sürdü. Ömrünün sonlarına doğru Bitlis’e gelip yerleşti. Vefat edeceğini haber verdi. Fethullah- ı Verkanisî’nin talebelerinden biri rüyasında Îsa aleyhisselamı gördü. Rüyasında Îsa aleyhisselam vefat etmişti. Kefenledikten sonra mescidin kapısının yanında defn için hazırlanıyorlardı. İnsanlardan büyük bir kalabalık toplanmıştı. O kalabalıktan bir kimse Îsa aleyhisselamın cenazesinde bulunmak üzere ŞeyhFethullah- ı Verkanisî’yi çağırıyordu. Fethullah- ı Verkanisî gelip Îsa aleyhisselamın cenazesinde bulundu. Onu defnettiler. Rüyayı gören kimse bu rüyasınıFethullah- ı Verkanisî’ye haber verdi. Fethullah- ı Verkanisî buasırdabulunan büyük bir velînin vefat edeceği şeklinde bu rüyayı tabir etti. Rüyayı anlatan talebe, Fethullah- ı Verkanisî’nin kendisinin vefat edeceğini haber verdiğini anladı. Bir müddet geçtikten sonraFethullah- ı Verkanisî vefat etti.Fethullah- ı Verkanisî kendisi için bir ev yaptırıyordu. O, kendisini işaret ederek;” Filan kimse bu evin içinde oturmaz.” buyurdu. Evin inşaatı bitti, fakatFethullah- ı Verkanisî evde oturmadan vefat etti. Fethullah- ı Verkanisî vefatından iki sene kadar önce talebelerinden birine;” Sen niçin hacca gitmedin?” diye sordu. Çünkü o, talebelerinin her türlü hayırlı işlerini teşvik ederdi. Ertesi sene olunca talebesi hac yolculuğu için gerekli hazırlıkları yapıyordu. Fethullah- ı Verkanisî hazretleri, insanlara İslamiyeti anlatmak üzere çıktığı bir yolculuktan dönünce, yapılan hazırlıkları gördü. Hanımına dedi ki:” Eğer allahü tealanın emri olmasa, onu bu seferden men ederdim. Çünkü vakit daraldı, yani benim vefatım yaklaştı. Talebelerimden en yakın olanı ve bana en faydalı olanı budur.” aradan fazla geçmeden vefat etti.   Şeyh Fethullah Verkanisi (k.s) hazretleri Bitlis’in merkezindedir. Resimde görüldüğü gibi ortadaki Şeyh Fethullah Verkanisi (k.s) hazretleridir. Sağ tarafında oğlu, sol tarafında ise zevcesi bulunmaktadır. ayak ucundaki yerde Şeyh Muhammed Diyauddin (k.s) hazretlerinin Rus harbinde kopan kolu gömülüdür.  

Vefatından bir sene kadar önceydi. Ramazan ayının otuzuncu günü sabah namazından döndükten sonra ocağın karşısına oturdu ve hanımına buyurdu ki: Bu gece ay, evliyanın sultanı Seyyid abdülkadir- i Geylani’ye gelerek;” Esselamü aleyküm ey allahü tealanın veli kulu. Ben ramazan ayıyım. Sana geldim ve veda etmek istiyorum. Çünkü bu son bir araya gelişimizdir.” dedi.” Bu sözleri söyledikten bir müddet sonra ertesi sene Ramazan ayına erişmeden vefat etti. Talebesi Muhammed Ziyaüddîn Nurşînî, vefat etmeden önce Şevval ayı içerisindeFethullah- ı Verkanisî hazretlerine gelerek bazı talebelerine hilafet verip vermeyeceğini sordu. Fethullah- ı Verkanisî ona cevap olarak;” Sonbahara kadar bekleyin. O zaman işler kolay olur. O zaman işler sana kalır ve istediğin gibi hareket edersin.” buyurdu. Böylece kendisinin vefat edeceği zamanı ve yerine Muhammed Ziyaüddîn Nurşînî’yi halîfe bırakacağını işaret etti. Dediği zaman da vefat etti. Vefatından üç ay kadar önce talebelerinden birine:” Oğlum alaeddîn’i sana teslim ettim. Ona sonuna kadar ders okutamayacağım.” dedi. Sonra oğlu alaeddîn’e dedi ki: “Sana Vadia Risalesi’nden ders okutuyordum. Geriye bir ders kaldı. Fakat bundan sonra okutamayacağım. Sana ders verme işini hocana bıraktım.” buyurdu. Böylece vefatını işaret etti ve bu onun son dersi oldu. Fethullah- ı Verkanisî, son zamanlarında bile Peygamber efendimizin veEhl- i beytinin sevgisiyle doluydu. Ölüm hastalığı sırasında Peygamber efendimizin hayatını ve güzel ahlakını anlatanMevahib- i Ledünniyye kitabını ve şerhini mütalaa ediyordu.

Birinci cildini okudu. Vefatından yedi gün kadar önceydi. Hanımı Tayyibe Hatuna;” Lambayı tut. Bu kitabı bitirmeden bırakmaya gönlüm razı değil.”dedi. Birinci cildi okuyup bitirdikten sonra;” Bana diğer cildi veriniz.” dedi. Ona ikinci cildi verdiler. Okumaya devam etti. Sonunda okuyacak takatı kalmadı. Ondan da üç sayfa kadar okudu. Hazret- i ali ilehazret- i Fatıma’nın evlenmeleri husûsuna gelince durdu. Kendinden geçip dalgın bir hale geldi. Hastalığı sırasında oğlu alaeddîn’e alim ve salihlerle bulunmasını tavsiyeetti. ayrıca sadaka vermesini emretti. Çünkü sadaka, hastalıklarının şifası olacaktı. ayrıca her sene bir kendisi bir de hocasının rûhu için kurban kesilmesini vasiyet etti. Vefat edeceği gün oğlu alaeddîn ve talebeleri yanına geldiler. Ona yönelerek oturup ağladılar. Fethullah- ı Verkanisî onlara baktı ve yüzlerinde üzüntü belirtilerini gördü. Onlara;  “ağlamayınız! allahü teala benim hastalığıma şifa verirse, sizin babanızım. Eğer şifa bulamazsam, babanız yani size sahip çıkacak olan Muhammed Ziyaüddîn’dir. Çünkü onun insafı diğer insanların insafından fazladır.” buyurdu. Devam ederek;  “Ölüm sarhoşluğu olan bu son anımda, gasl anımda ve defnedilmem esnasında benimle ilgili hiçbir sünnetiterketmeyiniz.” dedi. Fethullah- ı Verkanisî vefat edeceği günün sabahı ebedî yolculuk için gerekli hazırlıkları yaptı. Rabbinin huzûruna temiz çıkmak için gusül( boy) abdesti aldırıldı. Sağ tarafının üzerine kıbleye karşı yatırılmasını istedi. Bir an evvel allahü tealaya kavuşmayı arzuluyordu. Zaman zaman diğer yanı üzerine de çevriliyordu. Batın haliyle allahü tealayı zikrediyordu. Yani sesli olarak herhangi bir tesbih veya kelime söylemiyordu. Vefatı yaklaştığı sırada misvakının yıkanarak kendisine verilmesini söyledi. Misvakını yıkayıp getirdiler. Bir defa dişlerini misvakladı. Fakat kollarını oynatacak takatı kalmadığı için talebelerinden birisi misvakı alıp, onun dişlerini misvaklamaya devam etti.

Ayrıca hocasının halîfelerinden Molla Reşîd’e; Yasîn sûresini okumasını söyledi.Yasin- i şerîf bitince, ŞeyhFethullah- ı Verkanisî;” La ilahe illallah.” dedi ve yüzünün su ile mesh edilmesini istedi.Fethullah- ı Verkanisî allahü tealaya kavuşma vaktine yaklaştıkça yüzü güzelleşiyordu. Nihayet 1899(H. 1317) senesi Cemaziyelevvel ayının 21. Salı günü Bitlis’te vefat etti. Defin için gerekli hazırlıklar yapıldı. İnsanlar grup grup cenaze namazını kıldılar. Vasiyeti üzerine evinin yanında defnedildi. Fethullah-ı Verkanisî’nin Bitlis’te bulunan türbesi sevenleri tarafından ziyaret edilmektedir. Onun Nakşibendiyye yolunun edeplerini anlatan bir risalesi vardır.  Gelen Hediye Fethullah- ı Verkanisî, Sibgatullah arvasî’nin talebelerinden birisine;” Ben vefat edinceye kadar başkasına söylememen şartıyla sana bir şey anlatacağım.” buyurdu ve devam ederek;” Bana Sıbgatullah arvasî ve hocamabdurrahman- ı Tagî ile üç hûrîgeldi. Hûriler gayet süslü elbiseler giymişler, yüzleri ayın on dördü gibi parlarvaziyetteydi. Sıbgatullah arvasî ve hocam abdurrahman Tagî bana;” Biz sana, bizimle gitmen için geldik. Senin allahü tealaya kavuşma vaktin yaklaştı.” dediler. Ben onlara; hoş geldiniz, dedim. Onlardan hûriler hakkında sordum. Bu hûrilerden biri Sıbgatullah arvasî için, birisi hocam abdurrahman Tagî içindir. Diğeri kim içindir, dediğimde;” allahü teala o hûriyi sana hediye gönderdi.” Ben onlara, benim hastalığım pek şiddetlendi. Hûri nerede, ben nerede? Ben kendi derdimle meşgûlüm, deyince, onlar;” allahü teala böyle emretti.” buyurdular. Sonra, ben Rabbimin verdiklerine razıyım, dedim. Bu konuşmalar sırasında bu üçüncü hûrinin hocamın kızı olan hanımım olabileceği aklıma geldi. Dikkatle bakınca onun olmadığını anladım. Bu hûri, allahü tealanın hazînelerinden bir ihsanıdır, diye düşünüp, allahü tealaya şükrettim.

” 1) Sohbetler;s. 11,21 2)Eshab- y Kiram;( 7. Basky)s. 403 3) Minah;s.264- 291

Hazırlama tarihi: 27 / 02 / 2021
Yazı Yorumları: 0


Paylaş: Facebook  Twitter  Stumbleupon  Delicious  Google




Önceki: Şeytanın sloganları
Sonraki: Hz Mehdi Alametleri




Henüz yorum bulunmamaktadır. İlk yorumu siz yapabilirsiniz.

Ad, Soyad *
E-Mail
Kalan karekter sayısı:
Yorum *
Güvenlik kodunu giriniz:
captcha
*
(* Doldurulması zorunlu alanlar)




Naksibendi.com.tr

MENZİL ALTIN SiLSiLE
Naksibendi.com.tr

Naksibendi.com.tr

Naksibendi.com.tr

Site İçi Arama
Sepet
Sepetiniz boş.
Üye İşlemleri
Kullanıcı adı
Şifre
Paylaş
Facebook  Twitter  Stumbleupon  Delicious  Google

İçerik Rss - İçerikler Rss - Gizlilik Politikası