Bütün Ehl-i Sünnet tarikat Pirlerine ve mensuplarına saygı ve sevgisi olan, Kur'ân ve Sünnet'e sımsıkı bağlanmaya azmetmiş, elest bezminde verdiğimiz sözü unutmayan Müslümanlarız Şeyh Mevlana Halid Bağdadi - Menzil Nakşibendi Tarikatı - Tasavvuf sohbetleri Şeyh Mevlana Halid Bağdadi

Naksibendi.com.tr

Naksibendi.com.tr

İstatistikler
Toplam: 3632931
Aktif: 13
Bugün: 724
Dün: 932
E-Mail Bülteni
Ad, Soyad:
E-Mail:
    
Naksibendi.com.tr

Şeyh Mevlana Halid Bağdadi

Şeyh Mevlana Halid-I Bağdadi (KS) (1770-1827) 

Mevlana Halid-i Bağdadi hazretleri, Irak ve Şam’da yetişmiş büyük velilerdendir. Silsile-i aliyye adı verilen alimler ve veliler zincirinin 29.sudur. asrının müceddidi idi.. Babası Hz. Osman’ın, annesi ise Hz. ali’nin soyundandır. Kabri Şam’ın kuzeyinde, Kasiyun Dağı eteğindeki kabristanda bulunan türbesindedir.  Boyu uzun, cüssesi büyük, rengi beyaz ve pembe karışımı, gözleri iri ve siyah, burunlarının ortası yüce, dişleri seyrek, yüzü nurlu ve güleçti. Sakalı siyah ve büyükçe, göğsü geniş, kolları uzuncaydı. Vekar ve mehabeti görenleri hemen hürmete sevk ederdi. Zamanının allamesiydi. Hadis, fıkıh, mantık, mutavvel, kelam ve hikmet gibi ulûm-u aliyeye, usûl-ü hendese, ilm-i hey’et ve diğer fünûn-u zahire ve ulûm-u nafiaya vakıfdı. Erbab-ı kulûb, sohbetine can atardı. Nakşiye, Kadiriye Sühreverdiye, Çeştiye, Kübreviye Tarîklerinden icazetli mürşiddi ve müceddiddi.  

Zekası keskin, hafızası kuvvetli, iradesi sağlam ve çok çalışkan idi. Devrin meşhur pek çok alimlerinden ilim öğrenip, icazet aldı. Öğrendiği bütün ilimlerde din ve fen adamlarına hocalık yapacak derecede üstün bir bilgiye sahip oldu. Din ve fen ilimlerindeki üstünlüğü ve geniş bilgisi sebebiyle zamanının bütün alimleri ve velilerinin takdirlerini kazandı. Hangi ilimden ve hangi fenden ne sorulursa sorulsun derhal cevabını verirdi. Zekası ve bilgisi karşısında akıllar hayrete düşerdi. 21 yaşındayken, ulemaya üstad olup, 7 yıl ders okuttu. alimler arasında sözü senet idi.  Hicaz’a gidip Medine’ye kavuşunca Peygamber efendimize olan aşkını Farsça olarak dile getiren Kaside-i Muhammediyye’yi yazdı. Medine’de Yemenli fazilet sahibi bir zata rastladı. Ondan nasihat istedi. O zat dedi ki: “Ey Halid Mekke’ye gidince edebe uymayan bir şey görürsen hemen reddetme.” O da Mekke’de bir Cuma günü Kabe-i şerife karşı Delail-i Hayrat’ı okurken birinin, Kabe’ye sırt çevirip kendine baktığını gördü. “Şuna bak Kabe’ye arkasını çevirmiş, edebi gözetmiyor!” diye düşünürken, o kimse; “Mümine hürmet, Kabe’ye hürmetten öncedir.

Bunun için yüzümü sana çevirdim. Sana verilen nasihatı ne tez unuttun” dedi. Ondan özür dileyip; “Beni talebeliğe kabul et.” diye yalvardı. O da; “Sen burada olgunlaşamazsın, senin işin Hindistan’da tamam olur.” dedi. Bu zatın hocası abdullah-ı Dehlevi olduğu rivayet edilmektedir.  Bir gün Hindistan’dan abdullah-ı Dehlevi hazretlerinin talebelerinden Mirza abdürrahim çıkageldi. Hocasının “Mevlana Halid’e selamımızı söyle bu tarafa gelsin!” buyurduğunu bildirdi. İkisi beraberce Hindistan’a gittiler. abdullah-ı Dehlevi hazretlerinin bulunduğu şehre gelmenin sevinci ile, yanında bulunan eşyaların hepsini, fakirlere dağıttı. Hindistan’ın en büyük velisi ve büyük İslam alimi, Şah abdullah-ı Dehlevi’nin huzuruna kavuştu.

Abdullah-ı Dehlevi, ona nefsinin terbiyesi için dergahı temizleme vazifesini verdi. O, alim bir zat olmasına rağmen, hiç itiraz etmedi. Bir müddet bu vazifeye devam ederken, hocası ile karşılaştı. Onun omuzları üzerinden arş’a doğru muazzam bir nurun yükseldiğini ve meleklerin ona hayranlıkla baktıklarına şahit oldu. Hocası, onun tasavvufta pek yüksek derecelere eriştiğini görünce, devamlı yanında bulunmasını emretti. abdullah-ı Dehlevi’nin kalbindeki bütün esrar ve manevi üstünlüklere kavuştu.  abdullah-ı Dehlevi hazretleri; “Ey Halid, şimdi memleketine ve Bağdat’a git! Oradaki insanları allahü tealaya kavuştur.” buyurdu. O da gidip irşada başladı. Bağdat Valisi Said Paşa, ziyaretine geldi. Birçok alimin sessiz, başları önüne eğik, hizmetçi gibi edeple huzurunda oturmuş olduklarını gördü. Onun heybetini görünce, diz çöküp titremeye başladı. Celal hali gidince, Said Paşanın titremesi de geçti. Daha sonra vali, talebeliğe kabul edildi.    Mevlana Halid-i Bağdadi Hz. kabri Suriye-Şam Salihiye’de bulunmakta olup, Taun hastalığından dolayı vefat etmiştir.  Ulemadan Şeyh ali Süveydi, hadis alimi idi. Hadis-i şerif senetlerinde kuvvetli bilgisi vardı. İmtihan maksadıyla, Mevlana Halid hazretlerine geldi. Kütüb-i Sitte’de yazılı hadislerden üç hadisi senetlerini yanlış olarak, imtihan yollu okudu. O da, bu hadislerin asıl senetlerini sahih olarak okuyunca, hemen ellerine kapanıp, kalbine gelen imtihan düşüncesinden tövbe ederek af diledi. Her yerde; “Mevlana Halid zahir ve batın ilimlerinde sonsuz bir deniz, biz ise bir damlayız.” derdi.  Mevlana Halid-i Bağdadi hazretlerinin pek çok kerametleri görülmüştür.  Bağdat’tayken Hacı Mahmud Efendi isminde, zengin, bir talebesi vardı. Bu zat, çok borçlanmıştı.

Bir gün “Efendim, borcumun çokluğundan dışarı çıkmaya yüzüm kalmadı.” deyince, buyurdu ki:  “Bir ay sabret.”  O, bunun üzerine; “aman efendim, bir ay sabredecek takatim kalmadı.” diyerek iki defa tekrarladı. “Öyle ise, kaldır şu hasırı istediğin kadar al.” buyurdu.  Mahmud Efendi de hasırı kaldırdı ve altında bir altın gördü. altını aldı, başka bir altın gördü ve böylece her aldığı altının yerinde yeni bir altın gördü. Borcunu tamamlanıncaya kadar bu işe devam etti.  Süleymaniye’nin meşhur alimlerinden bazısı, Mevlana Halid-i Bağdadi hazretlerini, akli ve nakli ilimlerin en zor ve ince meseleleri ile imtihan ettiler. Çaresiz kalıp, Irak’ın her bakımdan en büyük alimi olan ve hüccet-ül-İslam denilen Şeyh Yahya Mazuri İmadi’ye mektup yazıp; “Süleymaniye alimleri tarafından, din ve dünya ilimlerinin allamesi, müslümanların hücceti, efendimiz, üstadımız Yahya Mazuri İmadi hazretlerine arz olunur ki, şehrimizde, Halid isminde bir zat zuhur eyledi. Hindistan’a gidip geldikten sonra, vilayet-i kübra ve insanları irşad davasında bulunuyor. Bu zat, din ilimlerini tahsil ettikten sonra, terk eyledi. Yanlış yollara saptı. Bizler onu ilimde yenemedik. Büyüğümüz sizsiniz! Bu tarafa gelip, yanlışlığını ve zararlarını def edip, onu yenmeniz, üzerinize vacibdir. Gelmeyecek olursanız, bu fikirleri bütün insanlara ve diğer şehirlere yayılacaktır.” dediler.  

Bu mektup, Şeyh Yahya’nın eline geçince, bazı talebeleri ile birlikte, Süleymaniye yolunu tuttu. Şehre yaklaşınca, bütün alimler, karşılamaya çıkıp, herbiri kendi evine davet ettiyse de, kabul etmedi ve; “Bu saatte o zatla görüşmem lazımdır.” diyerek, Halid-i Bağdadi hazretlerinin evine gitti.  Şeyh eve girince, onu kapıda karşıladı ve yanıbaşına oturttu. Şeyh Yahya’nın kalbinde, bir takım ince ve zor meseleler vardı. Bunları sorup imtihan edecekti. Halid-i Bağdadi hazretleri, Şeyh’e hitaben; “Din ilimlerinde çok müşkül meseleler vardır. İşte biri şudur ve cevabı budur; diğeri şudur, cevabı budur.” buyurup, Şeyh’in kalbindeki bütün sualleri ve cevaplarını söyledi. Şeyh Yahya meseleyi anladı. Tövbe edip talebelerinden oldu.  Talebelerinden İbni abidin hazretleri; “Dün gece rüyamda Hz.Osman’ın vefat etmiş olduğunu gördüm. Çok büyük bir kalabalık oldu. Cenaze namazını ben kıldırdım.” diyerek rüyasını anlatınca, Mevlana Halid hazretleri; “Yakında vefat ederim. Sen de kalabalık bir cemaat ile cenaze namazımı kıldırırsın, çünkü ben, Hz.Osman’ın soyundanım.” buyurdu.

İbni abidin bunu duyunca çok üzüldü. Çok geçmedi vefat etti. Cenaze namazını, Hanefi mezhebinde büyük fıkıh alimi Seyyid İbni abidin hazretleri kıldırdı.  Talebelerinden ve halifelerinden olan Seyyid Taha-yı Hakkari hazretlerini çok sever ve ona çok dua ederdi. Buyururdu ki: Nefs-i emmareden kurtulmanın alameti, insanların övmesi ile ayıplamasını, eşit görmektir. İnsanların rağbetine sevmek, önem vermemelerine üzülmek, basitlik ve akılsızlıktır.

Hazırlama tarihi: 27 / 02 / 2021
Yazı Yorumları: 0


Paylaş: Facebook  Twitter  Stumbleupon  Delicious  Google




Önceki: Şeytanın sloganları
Sonraki: Hz Mehdi Alametleri




Henüz yorum bulunmamaktadır. İlk yorumu siz yapabilirsiniz.

Ad, Soyad *
E-Mail
Kalan karekter sayısı:
Yorum *
Güvenlik kodunu giriniz:
captcha
*
(* Doldurulması zorunlu alanlar)




Naksibendi.com.tr

MENZİL ALTIN SiLSiLE
Naksibendi.com.tr

Naksibendi.com.tr

Naksibendi.com.tr

Site İçi Arama
Sepet
Sepetiniz boş.
Üye İşlemleri
Kullanıcı adı
Şifre
Paylaş
Facebook  Twitter  Stumbleupon  Delicious  Google

İçerik Rss - İçerikler Rss - Gizlilik Politikası