Bütün Ehl-i Sünnet tarikat Pirlerine ve mensuplarına saygı ve sevgisi olan, Kur'ân ve Sünnet'e sımsıkı bağlanmaya azmetmiş, elest bezminde verdiğimiz sözü unutmayan Müslümanlarız Şah ı Nakşibendi (1318-1389) - Menzil Nakşibendi Tarikatı - Tasavvuf sohbetleri Şah ı Nakşibendi hazretleri kimdir, Şah ı Nakşibendi hayatı, Şah ı Nakşibendi kerametleri, Şah ı Nakşibendi sadatlar

Naksibendi.com.tr

Naksibendi.com.tr

İstatistikler
Toplam: 3632931
Aktif: 13
Bugün: 727
Dün: 932
E-Mail Bülteni
Ad, Soyad:
E-Mail:
    
Naksibendi.com.tr

Şah ı Nakşibendi (1318-1389)

Şah ı Nakşibendi Hz. (K.S.) (1318-1389)    

Evliyanın büyüklerinden ve müslümanların gözbebeği olan yüksek alimlerden. Seyyid olup insanları Hakka davet eden, doğru yolu göstererek saadete kavuşturan ve kendilerine “Silsile-i aliyye” denilen büyük alim ve velilerin on beşincisidir. Muhammed Baba Semmasi ile Emir Külal’in talebesidir. ismi, Muhammed bin Muhammed’dir.

Behaeddin ve Şah-ı Nakşibend gibi lakabları vardır. allahü tealanın sevgisini kalplere nakşettiği için, “Nakşibend” denilmiştir. 1318 (H.718) senesinde Buhara’ya beş kilometre kadar uzakta bulunan Kasr-ı arifan’da doğdu. 1389 (H.791)’da Kasr-ı arifan’da Rebi’ul-evvel ayının üçünde Pazartesi günü vefat etti. Kabri oradadır. islam alimlerinin en meşhûrlarından olup, tasavvufta en yüksek derecelere ulaşmıştır. Zamanında ve kendinden sonraki asırlarda onun sebebi ile pekçok insan, hidayete, doğru yola kavuşmuştur. 

Zamanının büyük velilerinden Muhammed Baba Semmasi, henüz o doğmadan Kasr-ı arifan’a gelmişti. Bu gelişinde, burada bir büyük zatın kokusu geliyor. Bu beldede büyük bir veli yetişecek diyerek işaret etmiş, tarikatın imamı olacak emsalsiz bir zatın buradan zuhûr edip ortaya çıkacağını talebelerine ve sevenlerine müjdelemişti. Daha sonra babası Seyyid Muhammed Buhari şöyle anlattı: “Oğlum Behaeddin’in doğmasından üç gün sonra, Hace Muhammed Baba Semmasi hazretleri, bütün talebeleri ile Kasr-ı arifan’a gelmişti. Ben kendisini çok sever ve muhabbet beslerdim. Kasr-ı arifan’ı teşrif edince, yeni doğan oğlum Behaeddin’i alıp huzûruna götüreyim ve himmet, manevi yardım isteyeyim, böylece feyze kavuşur dedim. Bu niyetle Behaeddin’i kucağıma alıp, Hace Muhammed Baba Semmasi hazretlerinin huzûruna götürdüm.

Hace Muhammed Baba Semmasi, Behaeddin’i elimden alıp, bağrına bastı ve; “Bu yavru, benim oğlumdur. Ben bunu, manevi evlatlığa kabûl ettim.” buyurdu. Sonra yüzünü talebelerine çevirip, aralarında en meşhûru olan Seyyid Emir Külal’e şöyle dedi: “Size, bu yerde bir büyük zatın kokusu geliyor derdim. Şimdi bu tarafa gelirken de, buraya yaklaştığımızda size önce duyduğum koku iyice arttı demiştim. Hakikat şudur ki, size bahsettiğim mübarek zat doğmuştur. işte o mübarek koku, bu melek yavrunun kokusudur. Bu yavru, büyük bir zat olsa gerektir.” buyurdu. Böylece henüz daha üç günlük çocuk iken, zamanının en büyük evliya ve mürşid-i kamili olan Hace Muhammed Baba Semmasi hazretlerinin müjdesine, himmetine ve feyzine kavuştu. Henüz daha küçük yaşta iken, evliyalığa ait yüksek nûrlar ve eserler temiz alnında açıkça görünür, hidayet ve irşad, hakkı bulma ve yol gösterme nişanları yüksek simasından belli olurdu.  annesi şöyle anlatmıştır: “Oğlum Behaeddin dört yaşında iken, evimizde yavruluyacak bir inek vardı. Behaeddin, doğumuna bir müddet daha olan bu ineği göstererek, öyle anlıyorum ki, bu inek beyaz başlı bir buzağı doğuracaktır dedi. Birkaç ay sonra inek, dediği gibi bir buzağı doğurdu.”  Behaeddin Buhari hazretlerinin ilk hocası, daha doğar doğmaz kendisini manevi evlatlığa kabûl eden ve hakkında çok müjdeler veren Hace Muhammed Baba Semmasi’dir.

Önce ondan istifade etti. Sonra bu hocası, onun yetiştirilmesini en meşhûr talebesi Seyyid Emir Külal’e havale etti. Yedi sene Seyyid Emir Külal’in sohbetine devam etti. Sonra da onun izni ile Mevlana arif Dikgerani’nin sohbetine devam etti. Yedi sene de onun yanında kaldı. Bundan sonra Kusam Şeyh ve Halil ata’nın sohbetlerinde bulundu. Bir müddet de Halil ata’nın yanında kaldı. ayrıca Mevlana Behaeddin Kışlaki’den hadis ilmini öğrendi. Sonra, abdülhalık Goncdüvani hazretlerinin rûhaniyetinden feyz aldı. Üveysi olarak yetiştirildi. Böylece tasavvufda ve diğer ilimlerde çok iyi yetişti. Bu tahsil devresini ve tasavvufta yetişmesini bizzat kendisi şöyle nakletmiştir:  “Çocukluktan bülûğ çağına kadar, büyük hocam Muhammed Baba Semmasi’nin sohbetinde bulundum. On sekiz yaşına girdiğim sırada, dedem beni evlendirmek istedi. Hocam Muhammed Baba Semmasi’yi düğünüme davet etmek için beni Semmas’a gönderdi. Semmas’a varıp hocamı görmekle şereflendim ve elini öptüm. Sohbetinin bereketinden bende öyle bir hal hasıl oldu ki, devamlı hocamın sohbetine can atıyordum.

O gece kalbimdeki bu arzu ve istek ile gece yarısından sonra kalkıp abdest aldım ve hocamın mescidine gidip, iki rekat namaz kıldım. Başımı secdeye koyup çok dua ettim. Dilimden şu dua çıktı: “allah’ım, bana bela yükünü çekmeye kuvvet ver. Mihnet ve muhabbetini çekmeye takat, güç ver.” Sabah olunca hocamın huzûruna vardım. Bana bakıp, gece olup bitenleri söyledikten sonra; “Evladım, duada; “Ya Rabbi, razı olduğun şeyi bu zayıf ve güçsüz kuluna, fazlın ve kereminle ihsan et.” demelidir. Çünkü allahü tealanın rızasını kazanan kimseye bela gelmez. Eğer allahü teala, hikmet-i ezelisiyle sevdiği bir kuluna bela gönderirse, kendi inayetiyle o kuluna kuvvet ve tahammül ihsan eder ve o belaya tutulmasının hikmetini bildirir. Bela istemekte güçlük vardır.” buyurdu. 

Hazırlama tarihi: 26 / 02 / 2021
Yazı Yorumları: 0


Paylaş: Facebook  Twitter  Stumbleupon  Delicious  Google




Önceki: Şeyh Alaaddin Attar (?- 1400)
Sonraki: Hz Mehdi Alametleri




Henüz yorum bulunmamaktadır. İlk yorumu siz yapabilirsiniz.

Ad, Soyad *
E-Mail
Kalan karekter sayısı:
Yorum *
Güvenlik kodunu giriniz:
captcha
*
(* Doldurulması zorunlu alanlar)




Naksibendi.com.tr

MENZİL ALTIN SiLSiLE
Naksibendi.com.tr

Naksibendi.com.tr

Naksibendi.com.tr

Site İçi Arama
Sepet
Sepetiniz boş.
Üye İşlemleri
Kullanıcı adı
Şifre
Paylaş
Facebook  Twitter  Stumbleupon  Delicious  Google

İçerik Rss - İçerikler Rss - Gizlilik Politikası