Bütün Ehl-i Sünnet tarikat Pirlerine ve mensuplarına saygı ve sevgisi olan, Kur'ân ve Sünnet'e sımsıkı bağlanmaya azmetmiş, elest bezminde verdiğimiz sözü unutmayan Müslümanlarız Şeyh Muhammed Zahid (?= 1530) - Menzil Nakşibendi Tarikatı - Tasavvuf sohbetleri Şeyh Muhammed Zahid hayatı, Şeyh Muhammed Zahid kerametleri

Naksibendi.com.tr

Naksibendi.com.tr

İstatistikler
Toplam: 3618207
Aktif: 19
Bugün: 133
Dün: 956
E-Mail Bülteni
Ad, Soyad:
E-Mail:
    
Naksibendi.com.tr

Şeyh Muhammed Zahid (?= 1530)

Şeyh Muhammed Zahid (KS) ( ? – 1530) 

Türkistan’da yetişen büyük velilerdendir. ismi, Muhammed ibn-i Burhaneddin’dir. annesi, Yakûb-i Çerhi Hazretleri’nin kızıdır. Zahid ve Kadı lakaplarıyla ve Semerkandi nisbesiyle bilinir. Semerkantlı olup, doğum tarihi bilinmemektedir. Muhammed Zahid Hazretleri Zayıf cüsseli, güler yüzlü, seyrek sakallıydı. Edebinden, üstazı Şah Nakşibend KS Hazretleri’nin kapısında beklediğinden Parsa (Derviş) denilmiştir. 1530 (H.936) senesinde Semerkand’a bağlı Hisar’ın Vahş köyünde vefat etti. Kabri oradadır.  asil ve ilim ehli bir aileye mensûb olan Muhammed Zahid, küçük yaştan itibaren ilim öğrendi.Temel dini bilgileri öğrendikten sonra tasavvufa yöneldi. Nefsini ıslah edebilmek için çok gayretler sarf etti.

Nefsin istediklerini yapmamak, istemediklerini yapmak sûretiyle allah-u Teala’nın rızasına kavuşmaya çalıştı. 1478 veya 1480 senesinde büyük veli Ubeydullah-ı ahrar Hazretleri’ne talebe oldu.  Muhammed Zahid, Ubeydullah-ı ahrar Hazretleri’nin hizmetine girdi. On iki sene müddetle onun kalplere şifa olan sohbetlerinde bulunup, velilik derecelerinde yükseldi. Hocası Yakûb-i Çerhi Hazretleri’nin torunu olan Muhammed Zahid’e daha çok itina ve iltifat gösteren Ubeydullah-ı ahrar Hazretleri onu tam olarak yetiştirdi. insanlara islamiyet’in emir ve yasaklarını anlatmak husûsunda hilafet verdi. ilimdeki yüksek derecesi sebebiyle Kadı, dünyadan yüz çevirmesi sebebiyle Zahid lakaplarıyla anılan Muhammed Zahid Hazretleri, asrındaki alimlerin en büyüklerinden ve evliyanın yükseklerindendi.

Tasavvuf ilminde ve hallerinde mütehassıs ve ilahi sırların gizliliklerine vakıftı. Hocasının gönüllere şifa olan sohbetlerini dinleyip yazdı. Hocasından dinlediklerini Mesmûat-ı Mevlana Kadı Muhammed Zahid adlı eserinde topladı. Farsça yazdığı bu eser, 155 varak olup, istanbul Süleymaniye Kütüphanesi’nde vardır. Evliya zatların hayatlarını, sözlerini, güzel hal ve kerametlerini de Silsiletü’l-arifin adlı eserinde topladı.  Ubeydullah-ı ahrar Hazretleri kendisinden sonra vazifesini yerine getirmekle Kadı Muhammed Zahid Hazretleri’ni vazifelendirdi. Vefatına yakın talebelerini ve akrabasını yanlarına çağırıp; “Bizim topluluğumuzdan her fert fakirlik veya zenginlikten birini seçer.” Kadı Muhammed Zahid’e dönüp; “Sen hangisini seçerdin söyle?” buyurdu. Kadı Muhammed Zahid Hazretleri; “Benim seçeceğim, sizin münasip göreceğinizdir.” dedi. Ubeydullah-ı ahrar Hazretleri hesaplarını tutan vazifeliye emredip; “Mevlana Muhammed’e dört bin altın verin. O fakirliği seçmiştir. Bu parayı yanındaki fakirlerin ve dervişlerin ihtiyaçları için kullansın.” buyurdu.  

Kadı Muhammed Zahid hocası Ubeydullah-ı ahrar Hazretleri’nin vefatından sonra Taşkent’e giderek insanlara hak yolu anlattı. Taşkent, Özbek Muhammed Şeybek Han tarafından alınıncaya kadar burada kaldı. 1503 senesinde Buhara’ya gitti. Muhammed Şeybek Han’ın kardeşi Mahmûd Sultandan itibar gördü. Ona hocalık yaptı. 1510 senesinde Özbek kuvvetlerinin ashab-i kram düşmanı Safevi hükümdarı Şah ismail tarafından Merv’den çıkarılması üzerine Buhara’dan ayrılarak andican ve aksi’ye gitti. Fergana’ya giderek Haydar Mirza Devle’yi sık sık ziyaret etti. Genç yaşta olan Haydar Mirza, Kadı Muhammed Zahid Hazretleri’ne talebe olup ondan istifade etti. Gittiği yerlerde islamiyet’in emir ve yasaklarını anlatıp pek çok talebe yetiştirdi.  Sohbetlerinde hocası Ubeydullah-ı ahrar Hazretleri’nin buyurduklarını nakleder ve velilerin hayatlarını anlatırdı. Bir sohbeti sırasında buyurdu ki:  “Dervişlik, yalnız bir yere çekilip oturmak, gökte uçmak, dağda ve mağarada bulunmak değildir. Dervişlik; gönlü, masivadan, yani allah-u Teala’dan başka her şeyden çevirmektir.”  Dünyaya düşkün olmayanlarla, ahiret adamlarıyla oturmak, beraber bulunmak, çok tesirli ve faydalıdır.

Önce tesiri anlaşılmasa bile, doğan bir çocuğun her gün yavaş yavaş büyüdüğü gibi, insan yavaş yavaş dünyaya düşkün olmaktan kurtulur.  ibn-i abbas Ra; “Halbuki sen (Ey Resûlüm) onların içindeyken allah onlara azab verecek değildi. istigfar ettikleri halde de allah onlara azab edecek değil.” (Enfal sûresi: 33) mealindeki ayet-i kerimeyi tefsir ederken şöyle buyurmuştur: “islamiyet’in mevcûd olması, Resûlullah’ın mevcûd olması mesabesindedir. Nasıl ki Resûlullah hayattayken azap kaldırılmış, insanlara azap gelmemişse, islamiyet’in bir yerde mevcûd olması ve islamiyet’e uymak sebebiyle de azap kalkar. istigfar etmek sebebiyle de azap inmez. istigfar, azabın gelmesine mani olur. Bir yandan allah-u Teala’nın emirlerine uymayıp, bir yandan da, “Estagfirullah, Estagfirullah” demek, istigfar değildir. istigfarın manası; allah-u Teala’nın emirlerine uymak, yasak ettiği şeylerden sakınmaktır. allah-u Teala’nın rahmetine ve mağfiretine yol açacak sebeplere yapışmak lazımdır. Zulüm ve isyan gibi işleri yapmaktan sakınmalıdır.”  Velilerin hallerini ve üstünlüklerini anlatırken buyurdu ki:  Zünnûn-i Mısri Hazretleri şöyle buyurmuştur: “Tasavvuf yolunda, Cenab-ı Hakk’ın dostlarından, sevgili kullarından bazıları o hale gelmiştir ki, eğer bir büyük zat onlara allah-u Teala’nın muhabbetinden, azamet ve celali ile ilgili sözler söylerse, muhabbetleri sebebiyle can verecek hale gelirler.”  Ömrünü islam dininin emir ve yasaklarını öğrenmek, öğretmek ve insanların dünya ve ahirette saadete kavuşmaları için sarf eden Kadı Muhammed Zahid Hazretleri birçok talebe yetiştirdi. Silsile-i aliyye büyüklerinden Derviş Muhammed Hazretleri onun yetiştirdiği alim ve velilerdendir. 1530 (H.936) senesinde vefat eden Kadı Muhammed Zahid Hazretleri Semerkand’a bağlı Hisar’ın Vahş köyünde defnedildi.

Kabri sevenleri tarafından ziyaret edilmektedir. Kadı Muhammed Zahid Hazretleri’nin kız kardeşinin oğlu olan Mevlana Derviş Muhammed hazretleri onun vazifesini yürüttü ve yolunu devam ettirdi.   Özbekistan – Semerkant – Hisar’ın Vahş Köyüne defnedilmiştir.  Kalpteki Muhabbet  Ubeydullah-ı ahrar Hazretleri’ne talebe olması şöyle oldu:  Memleketi olan Semerkand’da kalıp ilim tahsil ettikten sonra daha fazla ilim öğrenmek için Şeyh Nimetullah adında bir ilim talebesiyle Semerkand’dan Hirat’a gitmek üzere yola çıktı. Şadman köyüne vardıkları zaman havanın sıcak olması sebebiyle orada bir müddet kaldılar. Onlar buradayken, köye Ubeydullah-ı ahrar Hazretleri teşrif ettiler. Bir ikindi vakti Ubeydullah-ı ahrar Hazretleri’nin ziyaretine gittiler.  Ubeydullah-ı ahrar hazretleri ona;  “-Sen nerelisin?” diye sorunca, Muhammed Zahid;  “-Semerkandlıyım.” dedi.  

Daha sonra Ubeydullah-ı ahrar Hazretleri sohbete başladı. Çok güzel konuşuyordu. Konuşması sırasında Muhammed Zahid’in kalbinden ve hatırından geçenleri bir bir saydı. Hirat’a gitmek üzere yola çıkışının sebebini söyledi. Bunun üzerine Muhammed Zahid’in kalbine Ubeydullah-ı ahrar Hazretleri’ne karşı sevgi ve bağlılık hisleri kuvvetlendi. Kalbi ona tutuldu.  Ubeydullah-ı ahrar Hazretleri ona; “Eğer maksadın ilim öğrenmekse o iş burada daha kolaydır.” buyurdu.  Fakat Muhammed Zahid’in Hirat’a gitme arzusu devam ediyordu. Ubeydullah-ı ahrar Hazretleri onun kalbinden geçen bu düşünceyi de keşf edip yanına doğru yaklaştı ve;  “-Hirat’a gitmekten maksadınız nedir? Söyle bana ilim mi öğrenmek, yoksa tasavvufta mı yetişmek istiyorsunuz?” buyurdu.  Muhammed Zahid,Ubeydullah-ı ahrar Hazretleri’nin heybetinden dehşete kapıldı ve sustu. Yanındaki yol arkadaşı;  “-Onun asıl maksadı Hirat’a gidip tasavvuf yoluna girmektir. ilim öğrenmeye gidiyorum demesi bu maksadını gizlemek içindir.” diye cevap verdi. Ubeydullah-ı ahrar Hazretleri tebessüm etti ve;  “Eğer böyle ise çok iyi ve güzeldir.” buyurdu.  Sonra alıp bahçesine götürdü. insanların gözünden kayboluncaya kadar birlikte yürüdüler.

Sonra durup Muhammed Zahid’in elini tuttu. Elini tutar tutmaz kendinde büyük değişiklik hisseden Muhammed Zahid bayıldı. ayıldığı zaman Ubeydullah-ı ahrar Hazretleri;  “-Herhalde sen benim yazımı okuyabilirsin.” buyurdu. Cebinden bir kağıt çıkarıp okuduktan sonra katladı ve Muhammed Zahid’e verdi. Bu kağıtta şöyle yazılıydı:  “Bunu iyi muhafaza et. Bunda ibadetin hakikati, itaat, huşû ve allah-u Teala’nın azameti karşısında insanın acizliği yazılıdır. Bu saadet allah-u Teala’nın muhabbetiyle ve onun Rasûlü Seyyidü’l-evvelin vel-ahirine tabi olmakla ele geçer. Bunun için din ilimlerine varis olan alimlerin sohbetlerinde bulun. Onlardan faydalı ilim öğren. Ta ki Rasûlüllah Efendimiz’e tabi olmak sûretiyle marifet-i ilahiyyeye kavuşasın.  Kötü din adamlarından uzak dur. Çünkü onlar dini dünya malı toplamak ve makama, mevkiye kavuşmak için alet ederler.  Helal haram ayırmadan bulduğunu yiyen ve dine uygun olmayan işler yapan cahil ve sapık tarikatçılardan uzak dur.  Yine Ehl-i sünnet itikadına uymayan sapık kimselerden de uzak ol.”  Mektubu verdikten sonra Fatiha-i şerife okudu. Muhammed Zahid’e Hirat’a gitmek üzere izin verdi. Mevlana Sa’düddin Kaşgari’ye vermesi için bir de mektup verdi. Mektupta Muhammed Zahid’e yardımcı olunması ve korunması yazılıydı. Bu hareketleri gören Muhammed Zahid’in kalbini Ubeydullah-ı ahrar Hazretleri’ne karşı muhabbet ve bağlılık kapladı. Fakat bir türlü Hirat’a gitme azminden de vazgeçemedi. Mektubu alıp yola çıktı.  Yolda ilerledikçe bindiği hayvan yavaşladı. Bu sebeple Muhammed Zahid yol almaktan aciz kaldı. Buhara’ya 36 km kadar mesafe kaldığı sırada Muhammed Zahid şiddetli bir göz ağrısına tutuldu. Günlerce orada kaldı.

iyileşince yola çıktı. Bu sefer de Humma hastalığına tutuldu. O zaman eğer yola devam ederse helak olacağını anladı.  Ubeydullah-ı ahrar Hazretleri’nin huzûruna dönüp sohbet ve hizmetinde bulunmaya karar verdi. Geri döndü. Taşkent’e vardığı zaman kitapları ile binek hayvanını bir arkadaşına emanet bıraktı.  Bu sırada Taşkent’te bulunan bir şeyhin talebelerinden biriyle karşılaştı. Ona; “Gel beraberce senin hocanı ziyarete gidelim.” dedi. O kimse Muhammed Zahid’e;  “-Binek hayvanın ve kitapların nerede?” diye sorunca;  “-Bir arkadaşıma emanet bıraktım.” dedi. O kimse;  “-Git onları getir. Benim eve bırak sonra beraberce ziyarete gideriz.” dedi.  Muhammed Zahid hayvanını ve kitaplarını almak için giderken birisi ona gelip;  “-Hayvanın ve eşyaların kayboldu.” dedi. Muhammed Zahid hayret edip düşünceli olarak giderken;  “Herhalde ziyaretine gitmediğim için Ubeydullah-ı ahrar Hazretleri bana kırıldı. Bu sebeple bineğim ve eşyalarım kayboldu.” diye kalbinden geçirdi. Bineğini ve eşyalarını aramaktan vazgeçip her şeyden önce Ubeydullah-ı ahrar Hazretleri’ni ziyaret etmeye karar verdi. Tam bu sırada birisi gelip;  “Binek hayvanın ve eşyaların bulundu.” dedi. Binek hayvanını ve eşyalarını emanet bıraktığı kimse gelip;  “-Ey Muhammed! Senin binek hayvanını emanet aldığımda onu bir yere bağladım. Biraz sonra gözden kayboldu. aramaya başladım fakat bulamadım. Üzgün üzgün geri dönüyordum, bir de ne göreyim, hayvan sokak ortasında insanlar arasında üzerindeki eşya ile beraber duruyor. Hayret ettim. O kadar kalabalık arasında ona kimse dokunmamıştı.”  Muhammed Zahid binek hayvanını ve eşyalarını alıp Semerkand’a Ubeydullah-ı ahrar Hazretleri’nin huzûruna gitti. Huzûra varınca, Muhammed Zahid’e bakıp tebessüm etti ve;  “-Hoş geldin.” buyurdu.

Hazırlama tarihi: 01 / 01 / 2021
Yazı Yorumları: 0


Paylaş: Facebook  Twitter  Stumbleupon  Delicious  Google




Önceki: Şeyh Muhammed Seyfeddin (1639-1684)
Sonraki: Hz Mehdi Alametleri




Henüz yorum bulunmamaktadır. İlk yorumu siz yapabilirsiniz.

Ad, Soyad *
E-Mail
Kalan karekter sayısı:
Yorum *
Güvenlik kodunu giriniz:
captcha
*
(* Doldurulması zorunlu alanlar)




Naksibendi.com.tr

MENZİL ALTIN SiLSiLE
Naksibendi.com.tr

Naksibendi.com.tr

Naksibendi.com.tr

Site İçi Arama
Sepet
Sepetiniz boş.
Üye İşlemleri
Kullanıcı adı
Şifre
Paylaş
Facebook  Twitter  Stumbleupon  Delicious  Google

İçerik Rss - İçerikler Rss - Gizlilik Politikası