Bütün Ehl-i Sünnet tarikat Pirlerine ve mensuplarına saygı ve sevgisi olan, Kur'ân ve Sünnet'e sımsıkı bağlanmaya azmetmiş, elest bezminde verdiğimiz sözü unutmayan Müslümanlarız Şeyh Abdulhalık Gücdevani - Menzil Nakşibendi Tarikatı - Tasavvuf sohbetleri Şeyh Abdulhalık Gücdüvani hayatı

Naksibendi.com.tr

Naksibendi.com.tr

İstatistikler
Toplam: 3618193
Aktif: 10
Bugün: 113
Dün: 956
E-Mail Bülteni
Ad, Soyad:
E-Mail:
    
Naksibendi.com.tr

Şeyh Abdulhalık Gücdevani

Şeyh abdülhalık-I Gücdevani (KS) ( ? – 1220)   

Buhara’ya yaklaşık 30 km. uzaklıktaki Gücdevan köyünde (bugünkü telaffuzu Gicdüvan) doğdu. Risale-i Sahibiyye adlı eserinde (s.95-96) anlattığına göre babası, imam Malik neslinden, zahiri ve batıni ilimlere vakıf bir alim olan Malatyalı abdülcemil imam’dır. Düşmanları tarafından şehirden çıkarılan Malatya sultanının tahtına dönmesini sağlayan abdülcemil, 113 yaşında olmasına rağmen mükafat olarak sultanın kızıyla evlendirilir.

Bu arada Hızır, abdülcemil’e bu evlilikten bir erkek çocuğunun doğacağı müjdesini verir ve adını abdülhalık koymasını ister. Gücdevani, sebebini açıklamadığı bir husustan dolayı bir müddet sonra babasının Malatya’dan ayrılmak mecburiyetinde kaldığını ve Buhara’ya giderek Gücdevan köyüne yerleştiğini, kendisinin burada dünyaya geldiğini kaydeder. 

Yetişme çağında tahsil için Buhara’ya giden abdülhalık, şehrin önde gelen alimlerinden imam Sadreddin’in yanında tefsir okurken. “Rabbine yalvara yakara ve gizlice dua edin. Bilin ki O haddi aşanları sevmez.” (a’raf 7/55) mealindeki ayetin yorumu sırasında buradaki “gizlilik”le ilgili bir tereddüdünü ifade eder. Şöyle ki: Eğer zakir yüksek sesle zikreder veya zikir esnasında organlarını hareket ettirirse dua veya zikirden başkaları haberdar olur. Öte yandan sırf kalbiyle zikrederse bundan şeytan haberdar olur. Çünkü hadiste bildirildiğine göre şeytan insanoğlunun içinde damarlarındaki kan gibi akıp durmaktadır,

Gücdevani. bu durum karşısında ayetteki duayı gizlice yapma emrinin nasıl yerine getirileceğini, diğer bir ifadeyle zlkr-i hafinin nasıl uygulanacağını sorunca hocası Sadreddin, ilm-i ledünne ait olan bu meseleyi ileride ehlullahtan bir zatın kendisine öğreteceğini söyler. Nitekim kısa bir müddet sonra. Gücdevani’nin Hace Hızır diye andığı, doğumundan önce de kendisiyle ilgilenen Hızır gelerek ondan havuza dalmasını, suyun altında iken kelime-i şehadeti tekrarlamasını ister ve ona zikf-i hafinin usulünü telkin eder. aynı zamanda zikrin sayılarak yapılacağını belirten Hace Hızır, böylece bütün Hacegan’ın ve onlardan sonra Nakşibendiler’in benimsedikleri vukûf-ı adedi prensibini de ortaya koymuş olur. Haririzade, Gücdevani’nin suyun altında iken yaptığı zikir sırasında kendisinde el-cezbetü’1-kayyûmiyye denilen çok kuvvetli bir cezbe hasıl olduğunu kaydeder,  Gücdevani, yine kendi ifadesine göre, yirmi iki yaşına kadar onu manevi evlat edinen Hace Hızır’ın terbiyesi altında kaldıktan sonra Buhara’ya gelen meşhur fakih ve mutasavvıf Yûsuf el-Hemedani’nin (ö. 535/1140) müridleri arasına katıldı. Bazı kaynaklara göre Hemedani Buhara’ya değil Semerkant’a gelmiş ve Gücdevani ona burada intisap etmiştir. Hemedani’nin zikirde takip ettiği yol alaniyye (cehri) iken Gücdevani’nin Hace Hızır’dan öğrendiği zikr-i hafiye devam etmesine izin vermiş, Hace Hızır da Gücdevani’nin manevi terbiyesinin tamamlanmasını Hemedani’ye havale ederek aradan çekilmiştir. Bundan dolayı Hace Hızır’ı Gücdevani’nin pir-i sebak’ı (zikir telkin eden piri) ve pir-i iradet’i (sülüke başlatan piri), Hemedani’yi de sadece onun sohbet piri saymak gerekir. 

ancak Gücdevani’ye bir hırka verdiği için silsilede onun asıl mürşidi olarak Hemedani yer almaktadır. Hemedani Buhara’dan (veya Semerkant) ayrılıncaya kadar onun yanında kalan Gücdevani daha sonra memleketine döndü. Burada “sohbetine layık” bir kimse bulamayınca (Fazlullah b. Rûzbihan, vr 86a) inzivaya çekilip riyazet ve mücahede dünyasına daldı. inziva müddeti boyunca gösterdiği bazı kerametler sayesinde (vakit namazlarını kılmak için Mekke’ye gidip gelmek gibi] uzak yerlerde de meşhur oldu. Öyle ki Şam’da onun adına bir hankah kuruldu. Burada oturan müridleri kendisini ziyaret etmek için Gücdevan’a gelmeye başladılar.  Hemedani’nin bıraktığı halifelerin üçüncüsü olan ahmed Yesevi, Türkistan’da islamiyet’i yaymak için Buhara’dan ayrıldığı zaman Gücdevani inzivasından çıkarak Buhara ve civarındaki dervişlerin başına geçti. Gücdevani’nin, halifesi Hace Evliya-yı Kebir’e hankahta oturmamasını tavsiye ettiği halde hayatının bu son dönemini Gücdevan’daki hankahta geçirdiği anlaşılmaktadır.

Muinülfukara. aralarında meşhur al-i Burhan’dan alim Muhammed b. Ömer es-Sadr’ın da bulunduğu Buhara’da ikamet eden müridlerinin her cuma gecesi onu ziyarete geldiklerini kaydeder.   Özbekistan – Buhara Kenti’nde defnedilmiştir.  Rivayete göre Yûsuf el-Hemedani gibi Gücdevani de dört halife tayin etmiştir: Hace ahmed Sıddik, Hace Evliya-i Kebir (Kelan), Hace Habbaz Buhari ve Hace arif-i Rivgeri. Hacegan silsilesi bunlardan sonuncusu vasıtasıyla sürdürülmüştür.  abdülhalık Gücdevani hazretleri, insanları Hakka davet eden, onlara doğru yolu gösterip, gerçek saadete kavuşturan ve kendilerine “Silsile-i aliyye” denilen büyük alim ve velilerin dokuzuncusudur. Babası abdülcemil Malatyalı idi. Hızır aleyhisselam babasına, “Ey abdülcemil! Senin bir erkek evladın olacak. ismini abdülhalık koyarsın.” buyurdu.  abdülcemil daha sonra Buhara’nın Gücdevan kasabasına yerleşti. Çok geçmeden bir erkek evladı oldu. ismini abdülhalık koydu. abdülhalık, beş yaşına geldiğinde ilim öğrenmesi için Buhara’ya gönderildi. Büyük alim Hace Sadreddin hazretlerinden Kur’an-ı kerim ve tefsirini öğrenmeye başladı. Bir gün okuma esnasında, “Rabbinize gizli dua ediniz!” mealindeki ayet-i kerimeye gelince hocasına, “Bu gizliden murat nedir? Eğer zikir ve dua, aşikar, sesli bir şekilde dil ile olursa riyadan korkulur. Eğer kalb ile olursa, damarlarda dolaşan şeytan duyar. Ne yapayım?” diye arz etti. Hocası, Sadreddin hazretleri, bu yaştaki bir çocuğun böyle bir sual sormasına hayret edip, “Bu mesele, kalb ilimlerinin bir konusudur. inşallah, sana bu ilimleri öğretebilecek bir üstada kavuşursun. Böylece bu müşkülün halledilmiş olur.” buyurdu. O da bu zatı beklemeye başladı. Bir gün Hızır aleyhisselam yanına geldi. Ona, allahü tealayı gizli ve açık anma yollarını öğretip; “Kalbinden La ilahe illallah, Muhammedün Resulullah kelime-i tayyibesini şöyle söyle!” diye tarif etti.  Ders anlatırken, bir genç içeri girdi. az sonra söz isteyip, “Müminin firasetinden korkunuz. Çünkü o, allah’ın nuru ile bakar.” hadis-i şerifinin sırrı nedir diye sordu. Gence heybetle bakıp, “Önce belindeki zünnarı kes ve müslüman ol” dedi. Genç, telaşla; “Ben müslümanım zünnarım yok.” dedi. O zaman bir talebesine gencin hırkasını çıkarmasını işaret etti. Talebe o gencin üzerindeki hırkasını çıkarınca, belindeki hırıstiyanlara ait zünnar denilen ip kuşak görüldü. Genç, çok mahcup oldu. Üstada sevgi duymaya başladı. Böylece evliyanın, allahü tealanın nuruyla baktığının ne demek olduğunu çok iyi anladı. Kelime-i şehadet getirip müslüman olmakla şereflendi. Sonra Üstad, talebelerine, “Bu genç maddi zünnarı kesti, biz de kalbdeki zünnarı keselim. O da, kibir ve gururdur.” buyurdu..  Bir gün biri geldi. ” Son nefeste iman ile gitmek için bize dua edin!” dedi. Misafire, “Farzları eda ettikten sonra dua edenin duası kabul olur. Sen, farzları yaptıktan sonra dua ederken bizi hatırlarsan, biz de seni hatırlarız. Bu durum hem senin, hem de bizim için duanın kabul olmasına vesile olur.” buyurdu.  Safeviler Gücdevan kalesini ablukaya alınca, kendilerine saldıran askerlerin başında heybetli bir zatı elinde iki ağızlı kılıç ile hücuma geçtiğini gördüler. Çok zayiat verip kaçtılar. Üstadın vefatından önce söylediği aşağıdaki sözleri onun 332 yıl sonra ortaya çıkan kerametiydi.  “Dosta kutlu, düşmana ise bela olurum, Savaşta demir gibi, barışta sanki mumum, Nur çeşmesinin başı Goncdüvan menzilimiz Harbde iki ağızlı kılıç ile vururum.“

Hazırlama tarihi: 26 / 02 / 2021
Yazı Yorumları: 0


Paylaş: Facebook  Twitter  Stumbleupon  Delicious  Google




Önceki: Şeyh Arif Rivegeri (?-1315)
Sonraki: Hz Mehdi Alametleri




Henüz yorum bulunmamaktadır. İlk yorumu siz yapabilirsiniz.

Ad, Soyad *
E-Mail
Kalan karekter sayısı:
Yorum *
Güvenlik kodunu giriniz:
captcha
*
(* Doldurulması zorunlu alanlar)




Naksibendi.com.tr

MENZİL ALTIN SiLSiLE
Naksibendi.com.tr

Naksibendi.com.tr

Naksibendi.com.tr

Site İçi Arama
Sepet
Sepetiniz boş.
Üye İşlemleri
Kullanıcı adı
Şifre
Paylaş
Facebook  Twitter  Stumbleupon  Delicious  Google

İçerik Rss - İçerikler Rss - Gizlilik Politikası